iPhone…

10 Ocak 2007 ● Havadan SudanRSS 2.01 Yorum

Şahsen bir Mac’ le olan tek birlikteliğim, yanlışlıkla ekran çözünürlüğü değiştirilmiş MacOS ‘ un tekrar eski haline getirmem için benden yardım istemeleriyle gerçekleşmişti. Hiç MacOS kullanmamıştım. Tek tuşlu fare ile menüyü açtım. Kontrol Paneli benzeri bir yer bulmam birkaç saniyemi aldı. Daha sonraki birkaç saniyede de ekran çözünürlüğünü değiştiren uygulama ile ekranı tekrar eski haline getirdim. Sanırım Mac’ in asıl güzel yanı bu. Yani kim Mac kullanırken yardıma ihtiyaç duyar ki ? :-)

Tamam, lafı fazla dolandırdım. Efendim MacWorld 2007 gerçekleşti ve başında “i” olan alet edevatların sonuncusu iPhone sonunda Steve Jobs tarafından kamu oyununa tanıtıldı. Burada da göreceğiniz gibi oldukça yetenekli olan iPhone için söylenebilecek tek şey “Bende bir tane istiyorum!” olur herhalde.

iphone.jpg

Girişte de belirttiğim üzere Apple bir şey tasarlarken gerçektende kullanımı kolay, kullanıcı dostu olan arabirimlerle tasarlıyor. Yalnız bu durum iPhone’ da bir adım ileriye taşınmış vaziyette. Sadece arabirimi kullanışlı yapmamışlar aynı zamanda arabirimin kullanımı için gerekli olan tek şeyin parmaklarımız olmasını sağlamışlar. Cihaz parmağımızın ekran üzerinde yaptığı hareketleri yakalıyor ve ona göre gerekli işlemi gerçekleştiriyor. Yani bir listeyi kaydırmak için sadece işaret parmağımızla ekrana hafifçe dokunup sanki listeyi aşağı yada yukarı çekiştiriyormuşuz gibi yapmamız yeterli. Pretty cool, ha ! :-)

Apple bu işten gerçekten anlıyor. Yani sadece bilgisayar işinden bahsetmiyorum. Tasarım ve fonksiyonelliği bir arada sunmayı gerçekten çok iyi beceriyorlar. Cebinizde taşıdığınız küçük bir aletten müzik dinlemeniz yeni bir şey değil tabi, ama bu aletin karmakarışık tuşları olduğunu minicik bir ekranı ve nerdeyse hiç kullanıcı arabirimi olmadığını düşünün. Bir parça bittiğinde sıradakini değil de farklı bir parçayı arayıp bulup onu çaldırmaya çalıştığınızı düşünün. Hmm.

6.jpg

Bu alet 3,5” lik dokunmatik geniş bir ekrana sahip bir iPod. Ekrana dokunarak hafızadaki parçalar arasında kolaylıkla gezinebiliyorsunuz. Bir şeyi görerek ve dokunarak seçmenin ne kadar güzel olduğunu düşündüğünüz sırada birisi sizi aramaya karar veriyor ve cep telefonuz çalıyor.

Sim kartınız şu anda iPhone’ a takılı ve zaten çalan şeyde iPhone. Müziğin sesi yumuşak bir şekilde sıfıra düşüyor. Siz gelen aramayı cevaplamak için ekrandaki yeşil düğmeye parmağınızın ucuyla dokunuyorsunuz. Görüşmeniz esnasında bir başka arama daha geliyor. Aktif olan hattı beklemeye alıp diğerini cevaplıyorsunuz. Bu arada beklettiğiniz hattı da devreye sokup telekonferans yapabileceğiniz aklınıza geliyor ve 3 kişi konuşmaya başlıyorsunuz.

Konuşma esnasında arkadaşınız size istediğiniz resmi email olarak attığını söylüyor. Teşekkür edip görüşmeyi sonlandırdığınızda iPhone ile elektronik postalarınıza bakmak ilk işiniz oluyor. Bu arada görüşme bittiği için arka planda kalan müziğin sesi tekrar duyulmaya başlıyor.

14.jpg

Her gün rutin bir şekilde gezdiğiniz web sayfalarına bakmanın zamanı geldi. Hemen safari programını çalıştırıyorsunuz. Adres barına dokunduğunuzda, gerektiği zaman kullanılmak üzere gizlenen tuş takımı ortaya çıkıyor.

iPhone’ nu rakiplerinden ayıran önemli özelliklerinden birisi de işte bu. Sadece gerekli olduğu anda tuş takımının gösterilmesi. Yani ekranda bir yere bir şey yazmanız gerektiğinde yada bir numarayı aramanız gerektiğinde açılıyor ve tüm tuşları gördüğünüz için oldukça kolay bir şekilde işleminizi gerçekleştiriyorsunuz.

Adresi yazıyorsunuz ve safari size sayfayı yüklüyor. Bu kadar kolay. Aynen bilgisayarımızda olduğu gibi o andaki sayfayı bir kenara bırakıp başka bir sayfa daha açabiliyoruz. Gerçektende masaüstü deneyimine yakın bir şey bu.

16.jpg

Bir başka güzel şeyde direk olarak iPhone içinden Google Maps kullanabilmeniz. Mesela tanıtım esnasında Jobs Google Maps kullanarak San Francisco ’daki Sturbucks şubelerini aratıyor. Bulduğu şubelerden birisini seçiyor ve seçilen şubenin telefon numarasının üzerine dokunarak telefon görüşmesini başlatıyor.

iPhone ile müzik dinleyebilir, mobil iletişim kurabilir ve internette sörf yapabilirsiniz. Galerinizde resimlere bakabilir yada hafızadaki videolardan birisini geniş ekran formatta seyredebilirsiniz.

Bütün bunların merkezinde de dokunmatik 3,5” link kocaman bir ekran var. Apple bu ürün için iki yüzün üzerinde patent almış. Yani bir sürü yeni teknoloji geliştirmişler.

Bu teknolojilere cihazın üzerindeki üç adet akıllı sensör de dahil. İlki cihazla bizim aramızdaki mesafeyi ölçüyor. Yani aleti telefon gibi kullanırken ister istemez yüzümüze yaklaştıracağız ve bu durumda ekran ile yüzümüz arasında bir temas olursa bu esnada ekranın dokunmatik komut alma özelliğinin kapatılması lazım. Diğer bir tanesi cihazın yere paralel mi yoksa dikey mi durduğunu ölçüyor. Bu sayede örneğin dikey bir resme bakarken cihazın dik tutulması resminde dik gösterilmesini sağlıyor. Son sensörde ortamdaki ışığı ölçüyor ve ekranın parlaklığını ona göre değiştiriyor.

Pil ömrüne gelince. Konuşma, video ve internet için 5 saatlik pil ömrü olan cihaz aynı pille 16 saate kadar müzik çalabiliyor.

4GB($500) ve 8GB($600) hafızaya sahip iki farklı seçenekle kullanıcılara sunulacak olan iPhone ‘u peki ne zaman satın alabileceğiz ? Haziran ayında Amerika’ da satışa çıkacak. :-)

Kaynak :

http://www.apple.com/

http://www.apple.com/iphone/

http://www.apple.com/quicktime/qtv/keynote/

yaman - 17 Ekim 2007 16:05

ben bi abd bileti alıp geliyorum.. ;)

Yorum Yapın